Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

4.Grup: Göç ve Güvenlik Okumaları

Göç ve Güvenlik Okumaları

Sanem Özer

Akdeniz Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Göç genel olarak insanların bir coğrafya üzerinde ya da idari alanlar arasında yerleşim yeri değiştirmesi olarak tanımlanmaktadır. Göç alan yazını incelendiğinde, göçe sebep olan unsurların, göç sürecinde katedilen mesafenin, yahut göçün akım yönleri veya biçimlerinin merkeze alındığı görülmektedir. İnsanların çeşitli itici ve çekici faktörlerin etkisi altında gerçekleştirdikleri sınırötesi hareketleri göç çalışmalarının bir akademik disiplin olarak gelişmesine yol açmıştır.Yabancının sınıflandırıldığı kategorilerin (göçmen, mülteci, düzensiz, yasadışı, terörist vb.) devletin egemenliğine yönelik tehdit algısını yansıtır şekilde çeşitlenmesi, uluslararası ilişkiler disiplinin ulusal güvenlik anlayışını göçü de içine alacak şekilde genişletmesine yol açmıştır. Güvenlik çalışmaları siyasi aktörler ve akademisyenler için -örneğin mülteciler ve terörizmle ilintili endişeleri içeren- yeni referans noktaları sağlamıştır. Bu nedenle de yabancı sürekli olarak güvensizlik söylemlerinin içerisine hapsolmaktadır. Ancak, bu göçün içerisinde geliştiği koşulların veya göçün neden olduğu gelişmelerin makul güvenlik endişelerine kaynaklık etmediği anlamına gelmemektedir. Sunum çerçevesinde uluslararası sistemde gerçekleşen siyasi ve ekonomik değişimlerin geniş ölçekli nüfus hareketlerine ve göç algısına nasıl etki ettiği aktarılacaktır. Uluslararası ilişkiler teorilerinin zorunlu göçü nasıl ele aldığına ve göçün güvenlikle ilişkisini nasıl kurduğuna değinilecektir. Güvenlikleştirme olgusunun göç alanına yansıması işlenecektir. İnsani güvenlik kavramı aracılığıyla göç ve uluslararası güvenlik arasındaki ilişkinin eleştirel bir değerlendirmesi aktarılacaktır. Son olarak küreselleşme ve göçle birlikte gelişen yeni güvenlik tehditleri ele alınacaktır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

3.Grup: Siber Güvenlik ve Değişen Teknoloji

Siber Güvenlik ve Değişen Teknoloji

Ahmet Salih Bıçakcı

Kadir Has Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Siber güvenlik İnternet’in yaygınlaşması ve gündelik veri iletişiminin hızlıca dijitalleşmesi neticesinde ortaya çıkmış bir kavramdır. 1991’de İnternet’in sivil kullanımına yaygın olarak açılması ve gelişen bilgisayar teknolojisi insanların fiziksel dünyadaki bağlantılarına dijital ve sanal bir katkı eklemiştir. Bugünlerde siber uzay adını verdiğimiz bu katkı 2000’li yıllarda gelişen telekomünikasyon teknolojisiyle birlikte etkili biçimde hayatımızın içine girmiştir. İletişim teknolojilerinin yaygınlığındaki bu artış dijital verilerin üretimini de teşvik etmiştir. Siber güvenlik kavramı en temel anlamıyla siber uzay alanı içindeki güvenlik sorunuyla ilgilenen bir tanımdır. Siber güvenlik kavramı en sade anlamıyla siber uzayın her türlü tehditten korunmasını esas alır. Bütüncül ve derleyici bir kavramdır. En küçük siber suçtan en büyük ve komplike saldırıya kadar bütün katmanları içine alan birleştirici bir unsurdur. Uluslararası ilişkiler perspektifinden bakıldığında devletin bireyi koruması gerektiği ilkesi burada da esastır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

2.Grup: Ekonomik Güvenlik Okumaları

Ekonomik Güvenlik Okumaları

İnan Rüma

İstanbul Bilgi Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Son yıllarda döviz fiyatlarındaki gelişmeleri dünyadaki birçok insan çeşitli güvenli’ kaygılarıyla izliyor. Döviz olarak sermayesi veya borcu olmayanların bile bu kaygıları taşıması, ekonomik güvenliğin ne kadar yaygın ve etkili bir tehdit kaynağı olduğunu gösteriyor. Bunun arka planında piyasa ekonomisi temelli neo-liberal küreselleşme ile ortaya çıkan çarpık yapılar ve süreçler olduğu söylenegelir. Neredeyse tüm devletlerin ve toplumların dışa bağımlı hale geldiği bu sorunlu küreselleşmiş dünya düzeninde döviz fiyatı temel ihtiyaçlar dâhil bütün ürünlerin fiyatını belirleyen asli unsura dönüşmüş durumda. Soğuk Savaş’ın bitişinden itibaren siyasî-askerî güvenlik ile ekonomik güvenlik konularının birbiriyle örtüşmeye başladığından sıklıkla bahsedilmektedir. Aslında, bu dönemde ‘yeni güvenlik tehditleri’ olarak sunulan konuların önemli bir bölümü ekonomik güvenlik konuları olarak görülebilir: organize suçlar ve para aklama, narkotik ticareti, insan kaçakçılığı, (askerî) teknoloji kaçakçılığı, enerji tedariki, çevre katliamı, göçmenler vb. Ekonomik güvenlik ile ilgili yaygın dört tanım söz konusudur. Birincisi, güvenliği askerî anlamda ele alarak, bir ülkenin kendini -askerî açıdan- savunabilmesi için gerekli ticaret ve yatırım ilişkileri kurması, örneğin silah ve askerî teknoloji edinebilmesi üzerinden tanımlamaktadır. İkincisi, daha ziyade askerî-siyasî güvenlik bağlamında, ekonomik araçların savunma veya saldırı niyetiyle kullanılmasını içermekte ve boykot, ambargo, enerji arzının kısılması ile benzeri ekonomik yaptırımlar kastedilmektedir. Üçüncüsü, daha ziyade ekonomik güç ile ilgili olarak, jeo-ekonomi, ekonomik savaş gibi terimlerin de kullanıldığı ve rakip veya hasımların güvenliğine ekonomi yoluyla zarar verme anlatılmaktadır. Son olarak, ekonomik güvenlik geniş anlamıyla küresel ekonomik, sosyal ve ekolojik istikrarsızlık çerçevesinde ele alınır. Sonuçta, hem devletler hem de bireyler için küresel ekonomik, sosyal ve ekolojik istikrarı odağına alan güvenlik anlayışı insanlığın hayatını idame ettirebilmesi için elzem görünüyor. ILO ve Milletler Cemiyeti’nin kuruluşunda açıkça ve resmen belirtildiği gibi; toplumsal barış sağlanamazsa dünya barışının da sağlanamayacağı görüşü unutulmamalıdır. Bu tür bir istikrar ancak sivil toplum tarafından çeşitli mekanizmalarla denetlenen hukuk devletleri tarafından ve adil bölüşüm ile doğayı korumaya özen göstererek sağlanabilir. 

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

1.Grup: Çevresel Güvenlik Okumaları

Çevresel Güvenlik Okumaları

Senem Atvur

Akdeniz Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Sanayi Devrimi ile birlikte insanın doğa üzerinde yarattığı baskının artması, çevre sorunlarının büyümesinde doğrudan rol oynamıştır. Çevrenin kendini yenileme kapasitesinden daha hızlı bozulması, ekolojik döngüler ve ekosistemlerin zarar görmesine neden olmuştur. Kirlilik, atmosferin yapısının bozulması, biyolojik çeşitliliğin azalması, iklim sistemlerinin değişmesi gibi çevresel sorunların yarattığı etkiler, devletlerin egemenlik alanlarından bağımsız, sınır ötesi etkiler yaratmıştır. Bu durum çevre konusunun uluslararası gündem içinde değerlendirilmesinde doğrudan rol oynarken, çevre sorunlarının -ulusal güvenlik başta olmak üzere- güvenliğe etkisi çevresel güvenlik kavramının ve literatürünün gelişmesinde etkili olmuştur. Çevre ve güvenlik ilişkisi öncelikle devlet güvenliğine ya da ulusal güvenliğe yönelik tehditler arasında değerlendirilmeye başlarken, 1990’lı yıllardan itibaren çevresel güvenlik çalışmaları içinde çevrenin güvenlikleştirilmesine yönelik eleştiriler ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu bağlamda çevre sorunlarının insani, toplumsal ve ekonomik etkilerini merkeze alan eleştirel çevresel güvenlik perspektifi gelişmiştir. Çevresel güvenliğin ekosistemleri ve gezegeni merkeze alan, sorunların temelinde yatan nedenleri ortadan kaldırmak için normatif yöne ağırlık veren yaklaşımı ise ekolojik güvenlik olmuştur. Çevresel güvenlik perspektifi ile yapılan çalışmalar epistemolojik ve metodolojik yönden çeşitlilik içeren geniş bir literatür oluşturmaktadır. Farklı çevresel güvenlik yaklaşımlarının değişen odak noktaları bağlamında “neyin/kimin güvenliği?”, “güvenliği neyin/kimin sağlayacağı?”, “güvenliğin nasıl sağlanacağı?” sorularına yanıtları da farklılaşmaktadır. Çevresel bozulmanın doğal kaynaklar üzerinde yarattığı baskının sonuçlarından bir olan kıtlık sorunu ve kıtlığın çatışma ile nasıl ilişkilendirilmesi devlet merkezli çevresel güvenlik yaklaşımının temel argümanlarından biridir. Bunun yanında çevresel bozulmayla birlikte ortaya çıkan su ve gıda başta olmak üzere yaşamsal kaynaklara erişimin kesilmesi sorunları ise çevresel güvenliğin bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Özellikle insan yaşamı ve refahı için riskler içeren temiz su ve gıdaya erişim sorunları, çevrenin sosyal, ekonomik ve siyasal yapıyla ilişkisine odaklanmayı gerektirmektedir. Öte yandan ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi küresel çevre sorunları yeryüzündeki yaşamı tehdit edebilecek karmaşıklıkta etkiler yaratmaya başlamıştır. Küresel çevre sorunlarının oluşturduğu ortak güvenlik tehditleri çevresel güvenliğin de ekolojik temelli ve kolektif bir bakış açısıyla ele alınması ihtiyacını artırmaktadır. Son dönemde çevresel güvenlik yaklaşımı içinde iklim değişikliği sorununu ve etkilerini merkeze alan çalışmalar ön plana çıkmaya başlamıştır. İklim değişikliği insanın da parçası olduğu doğayı ve gezegenin tamamı üzerindeki yaşamı tehdit eden boyutlara ilerlemektedir. Küçük ada devletlerinin yok olması riski, iç ve dış göçün hızlanması, ekonomik ve sosyal kayıpların artması, politik istikrarsızlığın derinleşmesi ve çatışma olasılığı bağlamında iklim değişikliği sorunuyla mücadelede küresel/ulusal azaltım ve adaptasyon politikalarına ağırlık verilmektedir; buna karşın bu adımların etkililiği tartışmalıdır. İklim değişikliğinin yarattığı tehditleri güvenliği yeniden tanımlayacak, bütüncül bir bakış açısıyla ele almak önem taşımaktadır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Bölgesel Güvenlik Okumaları

4.Grup: Akdeniz’de Güvenlik Okumaları

Akdeniz'de Güvenlik Okumaları

Mitat Çelikpala

Kadir Has Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Doğu Akdeniz son 10 yılda artan biçimde gergin bir rekabetin odağına yerleşti. Süreç, son dönemde peş peşe gelen yeni denizalanı sınırlama anlaşmaları, NAVTEX ilanları ve askeri tatbikatların gölgesinde yapılan sert ve yüksek perdeden siyasi açıklamalarla yeni bir evreye girdi. Bölgesel rekabet hızla, deniz alanlarının ve buna bağlı olarak doğal kaynakların paylaşımı konusu olmaktan çıkarak daha genel bir jeopolitik ve stratejik cepheleşmeye doğru dönüştü. Bu güvenlik bağlamında işbirliğinden ziyade devletlerin çıkarlarına odaklı ve çatışmacı bir güvenlik alanını öne çıkarttı. Son dönemde odağına Türkiye ile Yunanistan’ın yerleştirildiği bu rekabet aslında aralarında Mısır ve İsrail’in de yer aldığı çok sayıda bölgesel ve küresel aktörü de içermekte. Gelişmelerin seyrine ve gelinen son aşamaya bir göz atıldığında, ilgili tarafların Doğu Akdeniz’deki ‘maksimalist’ pozisyonlarını açıkladıkları, BM başta olmak üzere uluslararası topluma deklare ettikleri ve diğer tarafın pozisyonuna itirazlarını açıkça ortaya koydukları görülüyor. Bölgesel ittifaklar ve anlaşmaların Türkiye’nin tavrını değiştirecek bir sonuç yaratmazken Türkiye de karşısında her geçen gün biraz daha genişleyen ve konsolide olan bir stratejik cephe ile karşı karşıya kalıyor. Gelişmeler kıta sahanlığı ve adaların durumu gibi konulara kaymakla birlikte karşımıza Türkiye’nin denizlerdeki egemenlik haklarına verdiği önemi belirtmek için gündeme gelen ‘Mavi Vatan’ kavramını çıkartıyor. Türkiye dışındaki aktörlerin kendi aralarında sınırlandırma anlaşmaları yaptıkları dönemi takiben, Doğu Akdeniz’de 2009-2010’da İsrail açıklarında, 2011’de Kıbrıs’ın güneyinde doğal gaz yatakları peş peşe keşfi ise konuyu daha bir karmaşık hale getirdi.  .  2015’de Mısır açıklarında Doğu Akdeniz’in en büyük doğalgaz yatağının keşfedilmesi ise Doğu Akdeniz enerji oyununun adeta bir üst boyuta taşıdı. Türkiye’nin 2019 sonunda Libya ile imzaladığı anlaşmalar ise Doğu Akdeniz’in Batı sınırlarını çizerek konuyu boyutlandırdı. Ocak 2020’ye gelindiğinde, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yaşanan olumsuzlukların yanı sıra İsrail ve Mısır’la da ilişkileri bozulmuşken, Mısır’ın ev sahipliğinde Yunanistan, GKRY, İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin’in katılımıyla Doğu Akdeniz Gaz Forumu oluşturuldu. Bunun yanı sıra adı geçen ülkelerin arasında kurulan askeri ve güvenlik işbirliği platformları bölgede Türkiye’yi yalnızlaştıran ve dengeleri Türkiye’nin beklentilerinin tersine şekillendiren bir süreci de yaratmış oldu. Bu durum aynı zamanda Kıbrıs’ta çözümü ve KKTC’nin temel hak ve çıkarları gibi konu başlıklarını yeniden gündeme taşıdı.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Bölgesel Güvenlik Okumaları

3.Grup: Avrasya Güvenliği Okumaları

Avrasya'da Güvenlik

Ayça Ergun

Ortadoğu Teknik Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Bu dersin amacı Avrasya güvenliğinin uluslararası, bölgesel, toplumsal ve siyasal boyutlarının incelenmesidir. Bu analizde Karabağ, Kırım ve Abhazya-Osetya çatışmaları vaka analizleri olarak kullanılacaktır. Avrasya güvenliğinin içerik ve niteliği ve güvenliğe ilişkin soru, sorun ve çözümler ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.

Ders kapsamında,

a) Avrasya Bölgesinde güvenlik ve çatışma örüntülerini tanımlayan unsurlar,

b) Avrasya bölgesinde güvenlik sorunları,

c) Avrasya Bölgesinde güvenlik sorunların siyasal ve toplumsal boyutları

d) Avrasya bölgesinde güvenlik sorunlarının ortaya çıkmasında ve giderilmesinde bölge içi ve bölge dışı aktörleri rolü nedir?

e) Avrasya bölgesinde güvenlik sorunlarının ortadan kaldırılmasında etkili mekanizmalar,

ana temalarımızı oluşturmaktadır.

Bu dersin sonunda katılımcıların, Avrasya bölgesi kavramsallaştırması, Avrasya bölgeselliğinin imkan ve kısıtları, Avrasya bölgesinde güvenlik sorunları ve güvenliğin sağlanmasının önündeki engeller Avrasya bölgesi güvenlik ve güvensizliğinin tarihsel arka planı, toplumsal, siyasal ve insani boyutları hakkında bilgi sahibi olmaları beklenmektedir. Bu kısa eğitim kavramsal, tanımlayıcı ve betimleyici bir çerçeve çizerek ileri düzey okuma ve araştırmaya giriş teşkil etmek üzere tasarlanmıştır. Yukarda belirtilen vaka analizleri bu çerçeveyi örneklendirecektir. 

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Bölgesel Güvenlik Okumaları

2.Grup: Avrupa Güvenliği Okumaları

Avrupa Güvenliği Okumaları

Çiğdem Üstün

Nişantaşı Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Avrupa ülkelerinin güvenlik endişeleri yüzyıllar boyunca uluslararası ilişkiler çalışmalarının en önemli başlıklarından birisi olmuştur. 20. Yüzyılda yaşanan dünya savaşları, Soğuk Savaş ve sonrasında artarak atılan işbirliği adımları sadece kıta ülkelerini değil, çevre ülkeler kadar uzak kıtalarda devletler ile ilişkilerini de şekillendirmiştir. Avrupa Güvenliği Okumaları seminerinde, öncelikle I. Dünya savaşı sonrası yapılan anlaşmalar ve beraberinde oluşan güvenlik endişeleri, daha sonra ise II. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’nın güvenlik yapılarına odaklanılacaktır. Bu çerçevede ele alınacak yapılar, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Konseyi, NATO ve Avrupa Birliği olacaktır. Bu yapılardan da anlaşılacağı üzere Avrupa güvenliği bu seminerde sadece Avrupa Birliği ile kısıtlı olarak ele alınmayacaktır. Bu sözü geçen yapıların kuruluş ve gelişimleri incelenirken aslında Avrupa için hangi güvenlik endişelerinin ortaya çıktığı ve bu endişelere karşı oluşturulan politikalar da incelenmiş olacaktır. Devlet merkezli güvenlik endişelerinden Soğuk Savaş’ın bitişi ve küreselleşmenin hız kazanması ile birey odaklı güvenlik endişelerine geçiş tartışılırken öncelikle NATO’nun Lizbon Zirvesi’nde (2010) kabul etmiş olduğu Stratejik Konsept çerçevesinde değişen ve genişleyen güvenlik anlayışı üzerinde durulacaktır. Bu Konsept’te kurulduğu günden beri odaklanılan Avrupa-Atlantik bölgesinin dışındaki güvenlik tehditlerinin öneminin altı çizilerek NATO’ya artık daha fazla bir küresel rol biçilmiştir. AB’nin kuruluşu ile ayrı bir sütun olarak ortaya çıkan Avrupa Ortak Dış Politika ve Güvenlik Politikası da 2000’li yıllara gelindiğinde çokça değişikliğe uğramış, Avrupa Birliği de Avrupa güvenliği için hem NATO ile işbirliklerinin geliştirilmesinin sadece bölgesel değil küresel düzeyde önemli olduğunun altı çizilmiştir. NATO’nun Stratejik Konsept’inin kabul edildiği aynı yıl AB üye ülkeleri de Lizbon’da Yapılandırılmış Daimi İşbirliği konusunda fikir birliğine varmışlardı. 2016 yılında yayınlanılan AB Küresel Stratejisi de küresel tehditlere cevap verilmesi için NATO ile işbirliklerine dikkat çekerken terörizm, yasa dışı göç, iklim değişikliği gibi tehditlere karşı dayanışmanın önemini vurguluyordu. Avrupa güvenliği için işbirliklerinin geliştirilmesi sadece NATO ve AB’nin önceliği olmamıştır. AGİT’in temellerinin atıldığı Helsinki Nihai Senedi de iş birliğini geliştirmek için düzenli izleme toplantıları üzerinde durmuştur. II. Dünya Savaşı sonrası kurulan Avrupa Konseyi de üye ülkeleri arasında insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü savunmak amacıyla kurulmuş, AB ve diğer örgütlerle işbirliği içinde çalışmalarını yürütmektedir. Küreselleşme ve küresel tehditlere karşı işbirliği üzerine artan söylemler Avrupa güvenliği çalışmalarına hakimken son yıllarda artan popülist söylemler, Avrupa güvenliği konusundaki çalışmalarda korumacılık, soyutlama taraftarı, çok taraflılıktan ziyade iki taraflı ve hatta zaman zaman tek taraflı politikaların daha fazla görünür olmasına sebep olmuştur. Bu seminerde BREXIT ile İngiltere'nin AB'den çıkması ve COVID-19'un Avrupa güvenliğine etkileri başta olmak üzere yaşanan gelişme ve krizlerin Avrupa güvenliği üzerine etkileri ve Avrupa güvenliğinin geleceği üzerine katılımcılarla tartışmalar yapılacaktır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Bölgesel Güvenlik Okumaları

1.Grup: Orta Doğu’da Güvenlik

Ortadoğu'da Güvenlik Okumaları

Meliha Benli Altunışık

Ortadoğu Teknik Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Dersin amacı Orta Doğu Bölgesi bağlamında Güvenlik/Güvensizlik literatürünü ve bu literatürde öne çıkan tartışmaları ele almaktır. Bu amaçla öncelikle Orta Doğu’nun tanımının zamansal ve mekânsal olarak farklılaştığını unutmadan, incelenecek bölgenin tanımı yapılacaktır. Bu derste Orta Doğu ve Kuzey Afrika (ODKA) bölgesi üzerinde yoğunlaşılacaktır. Daha sonra Orta Doğu’da Güvenlik konusunda temel kavramlar ve teoriler/yaklaşımlar ele alınacaktır. Bu bağlamda bölgesel güvenlik kavramına sadece devlet-merkezli değil, devlet dışı aktörlerin de önemini ortaya koyan tarihsel ve sosyal boyutlarıyla bakmanın getireceği zenginliğe vurgu yapılacaktır. Öte yandan ODKA bölgesinde güvenlik/güvensizlik, uluslararası siyaset, bölge ve devlet/devlet toplum ilişkileri bağlamında tartışılacaktır. Bu genel çerçeveden sonra ders Orta Doğu’da Güvenlik/Güvensizlik meselesine dört konu üzerinde okumalarla yoğunlaşacaktır. Bunlardan birincisi, bölge ve bölge-dışı aktörlerin Orta Doğu güvenliğine değişen yaklaşımlarıdır. Bu çerçevede bölgesel güvenlik meselesinde bölge ile bölge dışı aktörlerin/sistemlerin ilişkisinin nasıl anlaşılabileceği konusu üzerine yoğunlaşılacaktır. Bölgede güvenlik/güvensizliğin oluşmasında uluslararası ve bölgesel aktörlerin etkileşimi incelenecektir. Bu ilişkinin nasıl kavramsallaştırılacağı tartışılacaktır. Bu çerçevede özellikle değişen küresel siyasetin şimdiden ODKA bölgesine ne gibi yansımaları olduğu tartışılacaktır. İkinci olarak, bölgesel dinamikler üzerinde durulacaktır. Bölgesel sistemin özellikleri ve nasıl değiştiği incelenecektir. Özellikle 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgalinin yarattığı bölgesel depremin sonuçları tartışılacaktır. Daha sonra ise 2010-11 Arap ayaklanmalarının bölgesel sistemi nasıl değiştirdiği konusu üzerinde durulacaktır. Bu çerçevede bölgesel güç tartışmalarına da değinilecektir. Arap ayaklanmaları sonrası üç ülkede ortaya çıkan iç savaşların farklı düzeylerde yarattığı güvenlik sorunlarına değinilecektir. Bu savaşlarla söz konusu ülkelerde devletin çökmesi ve bunun yarattığı kompleks sorunlar tartışılacaktır. Üçüncü olarak, devlet ve devlet-toplum ilişkileri ve insani güvenlik tartışmalarına yoğunlaşılacaktır. Bu bağlamda kimlik ve bölgesel güvenlik arasındaki ilişkilere de değinilecektir. Etnik, mezhepsel kimliklerin, mülteci meselesinin güvenlikleştirilmesi ve bu bağlamda bölgesel güvenlik/güvensizlik tartışmaları ele alınacaktır. Bölgesel planda aktif olan devlet-dışı aktörler/kimliklerin bölgesel güvenlik/güvensizlik bağlamında etkileri tartışılacaktır. COVID-19 sonrası daha da derinleşen sosyo-ekonomik krizlerle boğuşan, ciddi meşruiyet sorunları yaşayan baskıcı rejimlerin yarattığı güvenlik sorunlarına değinilecektir. Son olarak ise Orta Doğu’da bölgesel güvenlik iş birliği arayışları ve bunların neden başarısız oldukları tartışılacaktır. Bu bağlamda var olan az sayıda kurumsal yapının güvenlik iş birliği sağlamada yaşadığı problemlere de değinilecektir. 

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Dersler

İnsani Güvenlik

İnsani Güvenlik

Alpaslan Özerdem

George Mason Üniversitesi


Ders Tanıtımı

İnsani güvenlik kamu politikasının her şeyden önce, bireylerin ve toplulukların kişisel güvenlik, refah ve haysiyet sorunları üzerine yoğunlaşmasının gerektiğini öne sürmekte olup ulusal güvenlik yaklaşımına önemli bir alternatif anlayış sunmaktadır. Bu kavram üzerine yapılan tartışmalar 1940’lı yıllara kadar gitmesine rağmen, 1994 tarihli Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın ‘İnsani Kalkınma Raporu’ vesilesiyle ciddi anlamda anılmaya başlamıştır. Raporda ekonomik güvenlik, gıda güvenliği, sağlık güvenliği, çevre güvenliği, kişisel güvenlik, topluluk güvenliği ve siyasi güvenlik insani güvenliğin yedi bileşeni olarak belirtilmiş ve hedef olarak da güvenlik kavramına yaklaşımı askeri tehditlere karşı devletin güvenliği şeklindeki gelenekselci çerçeveden çıkarmayı öngörmüştür. Kavram olarak üç ana prensip üzerine dayandırılmaktadır: korkudan özgürlük (freedom from fear), fakirlikten özgürlük (freedom from want), onuruyla yaşama özgürlüğü (freedom to live in dignity). Korkudan özgürlük, yoksulluk ve eşitsizlikten kaynaklanan şiddet çatışmalarına karşı bireylerin korunması anlamına gelmekte; tehlike durumunda acil yardım, çatışmaların önlenmesi ve çözümü, barışın inşası gibi çözümleri ön plana çıkarmaktadır. Doğal felaketler, salgın hastalıklar ve kıtlıkla ilgili konularda ise çatışmalara nazaran daha çok insan etkilenmekte olup sürdürülebilir bir kalkınmayı öncüleyen, fakirlikten özgürlük prensibidir. Onuruyla yaşama özgürlüğü için bireysel ve toplumsal haklar ana bileşenlerdir. Bu prensiplerden de gayet iyi anlaşılmaktadır ki insani güvenlik, kalkınma, ulusal güvenlik ve insan hakları arasındaki karşılıklı ilişkiyi ikrar etmektedir.İnsani güvenlik, hem fiziksel hem de maddi güvenliği birleştirdiği için genellikle "yumuşak" bir güvenlik politikası olarak değerlendirilir. Aslında, bireyleri siyasi şiddetten korumayı amaçlayan “sert” bir güvenlik politikası olarak da görülmelidir. Bu, zorunlu olarak askeri güçlerin kullanımını içerir, ancak yeni şekillerde kullanılır ve yapılandırılır ve aslında, klasik devlet güvenlik doktrini tarafından şu anda öngörülenden daha riskli askeri müdahale türleri de gerektirebilir. Bu seminerde insani güvenlik kavramı barış ve çatışma çözümü perspektifinden incelenecektir. Tartışmalar ayrıca Covid-19 pandemisinin insani güvenlik üzerindeki etkisine de odaklanacak olup, seminerin grup çalışma metoduna dayanacak olmasından dolayı, katılımcıların oturum öncesi temel okumaları yapmaları ve önerilen videoları izlemeleri gerekmektedir.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Dersler

Güvenlik ve İstihbarat

Güvenlik ve İstihbarat

Nihat Ali Özcan

TOBB – Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Sunumun amacı, İstihbarat Tarihinden kısaca söz ettikten sonra, Güvenlik İstihbarat ilişkisi, İstihbaratın ne olduğu ve istihbaratın alt disiplinleri ile güncel sorunları hakkında bilgi vermektir. Sadece devleti yönetenler değil, hemen her alanda karar vericiler, iki temel sorunun cevabını aramaktalar. Ne oluyor? Ne olacak? Aranan cevaplar bizi her geçen gün genişleyen ve derinleşen İstihbarat disiplinine götürmektedir. Karar alıcılar stratejik sürprizlerden kaçınmak, optimum kararlar alabilmek, uzun dönemli uzmanlara sahip olmak ve gizliliği muhafaza edebilmek için istihbarata ihtiyaç duyarlar. Bu noktada disiplin, sadece devleti yönetenlerin değil, benzer sorularına cevap arayan özel sektöründe ilgi alanındadır. Ardaki farkı, devlet istihbaratının “gizli” bir faaliyet olmasıdır. Günümüzde istihbarat kavramı bilgiden, kurumları tanımlamaya, süreçlerden, aksiyona, disiplinden profesyonel bir mesleğe kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Güvenliğin genişlemesi ve derinleşmesi, dünyaya egemen olan belirsizlikler, hızla değişen teknoloji, her şeyin her şeyle artan bağlantılı hali karar alıcıların Ne oluyor? Ne olacak? Sorularını daha sık sormalarına neden olmakta. Hızlı, tam zamanlı ve doğruya yakın cevapların peşinde oldukları da gözden kaçmamakta. Bu çerçevede istihbarat disiplini çok sayıda konuyu disiplinler arası bir yaklaşımla mercek altına almaya devam ediyor. Öte yandan Tarih, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Çalışmaları disiplinlerinin gölgesinde kalmak istememekte ve kendi “özgün teorilerini” kurmaya çabalamaktadır. Tıpkı Güvenlik Çalışmaları gibi, “askerlerin” ilgilendiği bir alan ve meslek olmaktan çıkmış durumda. Nitekim İstihbarat Disiplini, sadece bu alanla ilgili Üniversitelerin kurulması ile bağımsız Lisans, Yüksek lisans ve Doktora programları vermekte ve akademik dünyada yerini almaktadır. Şüphesiz istihbarat disiplinin öncelikli konusu İstihbarat üretmektir. Bu bilgi üretim süreci, bilimsel metotları, eğitimi, araç, kaynak ve yetenekleri bir araya toplamayı gerektirmektedir. Dahası günümüz dünyasında çığ gibi artan veri üretimi, veri toplama faaliyetlerini, istihbaratın alt disiplini olan “toplama disiplinlerinin” bağımsız olma çabalarına yol açmış gibi görünmektedir. Öte yandan veri toplama kapasite ve faaliyetleri, zaman zaman bir yandan kişi hak ve özgürlüklerini bir yandan da demokratik düzeni tehdit edebilmektedir. Gizlilik, istihbarat faaliyetlerinin vaz geçilmez özelliği olunca, dostların, düşman ve tehditlerin kapasite ve niyetlerinizi öğrenmesine müsaade etmemeniz farklı bir alan olan “İstihbarata Karşı Koyma” disiplinin ortaya çıkışını tetiklemektedir. Bir diğer alan ise, kuvvet kullanmanın yasaklandığı, diplomasinin işe yaramadığı düşüncesinin egemen olduğu dönemlerde fazlaca itibar gören “örtülü operasyonlardır”. Propaganda dan, politik faaliyetlere, şiddet içeren para-militer aktivitelerden, bilgi savaşlarına kadar biri dizi “örtülü iş” istihbarat disiplinin ilgi alnında yer almaktadır. İstihbarat disiplinin diğer ilgi konuları, İstihbaratın siyasallaşması, demokratik gözetim ve denetimidir. Gizli devlet faaliyeti olan İstihbarat, gerek kolluk, gerek devlet düzeyinde olsun, askeri, ekonomik, politik, teknolojik, biyografik, coğrafi, kültürel alanlar başta olmak üzere çok farklı alanlarda faaliyet göstermek zorunda. Disiplin, işin zanaat kısmını öğrenmeye/öğretmeye çabalarken, alanın “sanat boyutu” istihbarat kurumlarının kültür, tecrübe ve insan sermayesinin kalite ve niteliklerine bağlıdır. 

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.