Categories
Dersler

İnsani Güvenlik

İnsani Güvenlik

Alpaslan Özerdem

George Mason Üniversitesi


Ders Tanıtımı

İnsani güvenlik kamu politikasının her şeyden önce, bireylerin ve toplulukların kişisel güvenlik, refah ve haysiyet sorunları üzerine yoğunlaşmasının gerektiğini öne sürmekte olup ulusal güvenlik yaklaşımına önemli bir alternatif anlayış sunmaktadır. Bu kavram üzerine yapılan tartışmalar 1940’lı yıllara kadar gitmesine rağmen, 1994 tarihli Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın ‘İnsani Kalkınma Raporu’ vesilesiyle ciddi anlamda anılmaya başlamıştır. Raporda ekonomik güvenlik, gıda güvenliği, sağlık güvenliği, çevre güvenliği, kişisel güvenlik, topluluk güvenliği ve siyasi güvenlik insani güvenliğin yedi bileşeni olarak belirtilmiş ve hedef olarak da güvenlik kavramına yaklaşımı askeri tehditlere karşı devletin güvenliği şeklindeki gelenekselci çerçeveden çıkarmayı öngörmüştür. Kavram olarak üç ana prensip üzerine dayandırılmaktadır: korkudan özgürlük (freedom from fear), fakirlikten özgürlük (freedom from want), onuruyla yaşama özgürlüğü (freedom to live in dignity). Korkudan özgürlük, yoksulluk ve eşitsizlikten kaynaklanan şiddet çatışmalarına karşı bireylerin korunması anlamına gelmekte; tehlike durumunda acil yardım, çatışmaların önlenmesi ve çözümü, barışın inşası gibi çözümleri ön plana çıkarmaktadır. Doğal felaketler, salgın hastalıklar ve kıtlıkla ilgili konularda ise çatışmalara nazaran daha çok insan etkilenmekte olup sürdürülebilir bir kalkınmayı öncüleyen, fakirlikten özgürlük prensibidir. Onuruyla yaşama özgürlüğü için bireysel ve toplumsal haklar ana bileşenlerdir. Bu prensiplerden de gayet iyi anlaşılmaktadır ki insani güvenlik, kalkınma, ulusal güvenlik ve insan hakları arasındaki karşılıklı ilişkiyi ikrar etmektedir.İnsani güvenlik, hem fiziksel hem de maddi güvenliği birleştirdiği için genellikle "yumuşak" bir güvenlik politikası olarak değerlendirilir. Aslında, bireyleri siyasi şiddetten korumayı amaçlayan “sert” bir güvenlik politikası olarak da görülmelidir. Bu, zorunlu olarak askeri güçlerin kullanımını içerir, ancak yeni şekillerde kullanılır ve yapılandırılır ve aslında, klasik devlet güvenlik doktrini tarafından şu anda öngörülenden daha riskli askeri müdahale türleri de gerektirebilir. Bu seminerde insani güvenlik kavramı barış ve çatışma çözümü perspektifinden incelenecektir. Tartışmalar ayrıca Covid-19 pandemisinin insani güvenlik üzerindeki etkisine de odaklanacak olup, seminerin grup çalışma metoduna dayanacak olmasından dolayı, katılımcıların oturum öncesi temel okumaları yapmaları ve önerilen videoları izlemeleri gerekmektedir.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Dersler

Güvenlik ve İstihbarat

Güvenlik ve İstihbarat

Nihat Ali Özcan

TOBB – Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Sunumun amacı, İstihbarat Tarihinden kısaca söz ettikten sonra, Güvenlik İstihbarat ilişkisi, İstihbaratın ne olduğu ve istihbaratın alt disiplinleri ile güncel sorunları hakkında bilgi vermektir. Sadece devleti yönetenler değil, hemen her alanda karar vericiler, iki temel sorunun cevabını aramaktalar. Ne oluyor? Ne olacak? Aranan cevaplar bizi her geçen gün genişleyen ve derinleşen İstihbarat disiplinine götürmektedir. Karar alıcılar stratejik sürprizlerden kaçınmak, optimum kararlar alabilmek, uzun dönemli uzmanlara sahip olmak ve gizliliği muhafaza edebilmek için istihbarata ihtiyaç duyarlar. Bu noktada disiplin, sadece devleti yönetenlerin değil, benzer sorularına cevap arayan özel sektöründe ilgi alanındadır. Ardaki farkı, devlet istihbaratının “gizli” bir faaliyet olmasıdır. Günümüzde istihbarat kavramı bilgiden, kurumları tanımlamaya, süreçlerden, aksiyona, disiplinden profesyonel bir mesleğe kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Güvenliğin genişlemesi ve derinleşmesi, dünyaya egemen olan belirsizlikler, hızla değişen teknoloji, her şeyin her şeyle artan bağlantılı hali karar alıcıların Ne oluyor? Ne olacak? Sorularını daha sık sormalarına neden olmakta. Hızlı, tam zamanlı ve doğruya yakın cevapların peşinde oldukları da gözden kaçmamakta. Bu çerçevede istihbarat disiplini çok sayıda konuyu disiplinler arası bir yaklaşımla mercek altına almaya devam ediyor. Öte yandan Tarih, Siyaset Bilimi, Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Çalışmaları disiplinlerinin gölgesinde kalmak istememekte ve kendi “özgün teorilerini” kurmaya çabalamaktadır. Tıpkı Güvenlik Çalışmaları gibi, “askerlerin” ilgilendiği bir alan ve meslek olmaktan çıkmış durumda. Nitekim İstihbarat Disiplini, sadece bu alanla ilgili Üniversitelerin kurulması ile bağımsız Lisans, Yüksek lisans ve Doktora programları vermekte ve akademik dünyada yerini almaktadır. Şüphesiz istihbarat disiplinin öncelikli konusu İstihbarat üretmektir. Bu bilgi üretim süreci, bilimsel metotları, eğitimi, araç, kaynak ve yetenekleri bir araya toplamayı gerektirmektedir. Dahası günümüz dünyasında çığ gibi artan veri üretimi, veri toplama faaliyetlerini, istihbaratın alt disiplini olan “toplama disiplinlerinin” bağımsız olma çabalarına yol açmış gibi görünmektedir. Öte yandan veri toplama kapasite ve faaliyetleri, zaman zaman bir yandan kişi hak ve özgürlüklerini bir yandan da demokratik düzeni tehdit edebilmektedir. Gizlilik, istihbarat faaliyetlerinin vaz geçilmez özelliği olunca, dostların, düşman ve tehditlerin kapasite ve niyetlerinizi öğrenmesine müsaade etmemeniz farklı bir alan olan “İstihbarata Karşı Koyma” disiplinin ortaya çıkışını tetiklemektedir. Bir diğer alan ise, kuvvet kullanmanın yasaklandığı, diplomasinin işe yaramadığı düşüncesinin egemen olduğu dönemlerde fazlaca itibar gören “örtülü operasyonlardır”. Propaganda dan, politik faaliyetlere, şiddet içeren para-militer aktivitelerden, bilgi savaşlarına kadar biri dizi “örtülü iş” istihbarat disiplinin ilgi alnında yer almaktadır. İstihbarat disiplinin diğer ilgi konuları, İstihbaratın siyasallaşması, demokratik gözetim ve denetimidir. Gizli devlet faaliyeti olan İstihbarat, gerek kolluk, gerek devlet düzeyinde olsun, askeri, ekonomik, politik, teknolojik, biyografik, coğrafi, kültürel alanlar başta olmak üzere çok farklı alanlarda faaliyet göstermek zorunda. Disiplin, işin zanaat kısmını öğrenmeye/öğretmeye çabalarken, alanın “sanat boyutu” istihbarat kurumlarının kültür, tecrübe ve insan sermayesinin kalite ve niteliklerine bağlıdır. 

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Dersler

Füze Tehdidi, Füze Savunması ve Uzay Savaşları

Füze Tehdidi ve Savunması

Sıtkı Egeli

İzmir Ekonomi Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Füzeler ile füzelerin ortaya koyduğu tehdit, icat edildikleri İkinci Dünya Savaşı’nın son evrelerinden günümüze kadar hem bölgesel seviyedeki güç mücadelesinin, hem de başat güçler arasındaki küresel rekabetin ve dengelerin önemli unsurlarından birisi olagelmiştir. Bu alanda son yıllarda yaşanmakta olan teknolojik gelişmelere ve gerek bölgesel gerek küresel güçlerin füzelere atfettikleri önem ve önceliğe bakıldığında, füzelerin ve bu kapsamda füze tehdidinin bertaraf etmeye yönelik savunma önlemlerinin, önümüzdeki on yıllarda da uluslararası güvenliğin ve uluslararası ilişkilerin önemli gündem maddelerinden birisini teşkil etmeyi sürdüreceği söylenebilir. Satıhtaki hedeflere taarruz etmek üzere geliştirilen ve Dünya’nın önde gelen tüm askeri güçlerinin envanterlerinde kendine yer bulan füzeler, uçuş özellikleri itibarıyla iki ana kategori altında incelenmektedir. Bunlardan ilki, hedeflerine alçaktan uçarak ve sık sık yön değiştirerek yaklaşan, dolayısıyla geleneksel hava savunma önlemleriyle durdurulmaları son derece zor seyir füzeleridir. Hedeflerine uzak mesafelerden yüksek hassasiyetle isabet kaydedebilmeleri seyir füzelerinin cazibesini artırmaktadır. Son yıllarda giderek artan sayıda devletçe tercih edildiklerine ve çatışmaların vazgeçilmez unsuruna dönüştüklerine, hatta devlet dışı aktörlerce bile ele geçirilip kullanıldıklarına tanık olunmaktadır. İkinci grupta ise, izledikleri parabole benzeyen uçuş yoluna istinaden bu adla anılan balistik füzeler yer almaktadır. Ateşlenmelerini takiben dik açıya yakın bir açıyla ve büyük süratle atmosferin üst tabakalarına, oradan da uzaya çıkarlar. Devamındaysa, Dünya’nın çekim gücünün de etkisiyle hedeflerine doğru dalışa geçtiklerinde ses hızının beş, on hatta yirmi mislini bulan çok yüksek süratlere ulaşırlar. Dolayısıyla, hem bugüne kadar üretilmiş en süratli silah sistemleri olmaları, hem de uçuşlarının önemli bir kısmını geleneksel hava savunma sistemlerinin kaplama alanı dışında kalan uzayda gerçekleştirmeleri sayesinde, durdurulmaları son derece zordur; saldırı ve savunma arasındaki dengeyi saldırı lehine bozmaktadırlar. Kendi başına yeni ve bağımsız bir füze kategorisi teşkil etmekten ziyade, seyir füzelerinin ve balistik füzelerin daha gelişmiş türevi, hatta “yeni sürümü” olarak nitelendirilebilecek hipersonik silahlar da son yıllarda uluslararası güvenlik gündeminde ve özellikle başat güçler arasındaki stratejik güç mücadelesinde kendilerine giderek artan yer bulmaktadır. Hipersonik silahların ayırt edici özelliği, isimlerini borçlu oldukları yüksek süratlere balistik füzeler gibi uzay boşluğunda değil, atmosfer içerisinde veya atmosfer-uzay sınırında, üstelik ani ve öngörülmez manevralar yaparak ulaşabiliyor olmalarıdır. Bu itibarla hipersonik silahlar, balistik füzelerin yüksek sürat avantajı ile seyir füzelerinin manevra yapabilme ve alçak irtifalarda kalarak hava-füze savunma önlemlerini atlatabilme avantajını bir araya getirmektedir. Durdurulabilmelerine yönelik savunma önlemlerinin yerkürenin sathından uzaya taşınması ihtiyacını doğurduklarından, başat güçler arasındaki askeri güç mücadelesinin ve silahlanma yarışının uzaya taşınması riskini daha da artırmaktadırlar.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Dersler

Yeni Yüzyılda Savaş Çalışmaları ve Kuramları

Yeni Yüzyılda Savaş Çalışmaları ve Kuramları

Haldun Yalçınkaya

TOBB – Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Savaşlar, Sanayi Devrimi sonrasında hayatın her alanını etkilemeye başlamışlardır. Çünkü gelişen teknoloji savaşları değiştirmiştir. Bu değişimler sonucunda daha çok sayıda insanın hayatına mal olmaya başlayıp, savaşların yıkıcılığı artınca, nasıl engellenebilecekleri sorusu gündemin üst sıralarına yükselmiştir. İnsanlığı savaşın dehşet sonuçlarıyla karşı karşıya getiren Birinci ve İkinci Dünya Savaşları ve ikincisinin bitimi aşamasında kullanılan nükleer bombalar ilginç şekilde önce topyekûn savaşlarda ve akabinde devletler arası savaşlarda bir duraklamaya neden olmuştur. Bu süreç savaşın değişimi tartışmalarının ortaya çıkmasını sağlamıştır. Doksanlı yılların başlangıcında uluslararası sistemin değişimi sonrası yaşanan akademik tartışmalar Uluslararası İlişkiler kuramını zenginleştirmiştir. Savaş Çalışmaları da bu tartışmalardan payına düşeni alarak, o da zenginleşmiştir. Savaş kuramlarını zenginleştiren tartışmaların ortak noktası ise Clausewitz’i eleştirmek olmuştur. “Savaş” hakkındaki en çok eleştirilen Carl von Clausewitz’in 1832 yılında yayımlanan “Savaş Üzerine” adlı eserinde geliştirdiği kuram olmuştur. Clausewitz’e göre savaş poltikanın başka araçlarla devamıdır. Ayrıca zafere ulaşmak için Halk, Hükümet ve Ordu arasında bir denge kurmayı gerektirir ve bu “üçleme” kuramının temelini oluşturmaktadır. Clausewitz’i eleştirenler ise “yeni savaş”larda devletlerin, düzenli orduların ve hatta meşru hükümetlerin olmaması nedeniyle onun geliştirdiği kuramın açıklayıcı olma özelliğini kaybettiğini öne sürmektedirler. “Yeni Savaş” kuramlarını geliştirenlere göre artık savaşlar eskisi gibi değildi ve ancak yeni kavramlar bunu açıklayabilirdi. Yeni savaşları savunanların başını Kaldor, Lind, Creveld ve Nagl çekmiştir. Clausewitz ve ona karşı olanların oluşturduğu kamplaşmaya Clausewitz’in yazdıklarını yeniden okumayla eleştirel stratejik yaklaşımı benimseyen üçüncü bir taraf eklenmiştir. Onlara göre, yeni savaş kuramcılarının aksine, yeni savaşlar Clausewitz’in “Savaş Üzerine”nin derinlemesine okuması ile açıklanabilir. Bu gruba göre Clausewitz savaşın bulunduğu ortamda renk değiştiren ama anatomisi değişmeyen bir ‘bukalemun’ gibi olduğunu ve doğasının hep aynı kaldığını, değişenin sadece nitelikleri olabileceğini savunmuştur. Clausewitz’i eleştiren ‘yeni savaş’ kavramını savunanlara yanıt verilirken yine üçleme esas alınarak, ana üçlemeye (core trinity) bakılması tavsiye edilir. Çünkü klasik üçlemede yer alan halk esas üçlemede şiddet, kin ve nefretle, ordu ihtimal hesapları ve tesadüflerle, hükümet ise politik araç kimliği ile ilişkilendirilmiştir.Böylece, günümüz savaşlarında devlet dışı aktörlerin sıklıkla görüldüğünden bahisle ne ordu ne de hükümet vardır düşüncesine karşı Clausewitz’in yeniden okunmasıyla yanıt verilmiştir: Günümüzdeki savaşlarda belki ordu ve hükümetler görülmüyor olabilir, ama ihtimal hesapları ve tesadüfler ile politik araç kimliği kesinlikle vardır. Ez cümle, 1990’lı yıllarla birlikte savaş kuramları üzerine yapılan tartışmalar akademik anlamda fikri bir zenginlik yaşanmasına sebep olmuştur. Böylece Soğuk Savaş yıllarında nükleer silahlanma, caydırıcılık, devletler, konvansiyonel savaşlar ve ordular gibi anahtar kelimelere sıkışan “savaş” kavramı derinlemesine incelenmeye başlanmıştır. Şüphesiz savaşın incelenmesi ve anlaşılması en çok da barışa erişmek için yapılır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Dersler

Güvenliğin Kavram, Kuram ve Tartışmaları

Güvenliğin Kavram, Kuram ve Tartışmaları

Sinem Akgül Açıkmeşe

Kadir Has Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Güvenlik, 1940’larda Stratejik Çalışmalar adıyla doğan, zaman içinde Uluslararası İlişkilerin alt-disiplinine dönüşen, uzun yıllar boyunca Stratejik Çalışmaların realist perspektifinin hegemonyasında kaldıktan sonra, günümüzde pek çok güvenlik kuramına ev sahipliği yapan Güvenlik Çalışmaları alanının anahtar kavramıdır. Bu dersin amaçlarından ilki, Güvenlik Çalışmaları alanının Soğuk Savaş dönemi ve alanın dönüşümün belirgin biçimde gerçekleştiği Soğuk Savaş sonrası dönem ayrımları çerçevesinde nitelik, içerik ve terminolojide yaşanan dönüşümünü incelemektir. Soğuk Savaşın sona erişinin Güvenlik Çalışmaları açısından ana sonucu alt-disiplinin pek çok alt parçaya bölünmesi ve yoğun bir kuramlaşma dönemine girilmesidir. Bu gelişmelerin sonucunda, güvenlik kuramlarının karşılıklı olarak birbirini eleştirdiği ve birbirlerinin eksiklerini bulup gidermeye çalıştığı yoğun bir kuram geliştirme döneminin içinde bulunuyoruz. Bu çerçevede derste, bu kuramlaşma çabasının ve farklı güvenlik kuramlarının tanıtılması hedeflenmektedir. Dersin amaçlarından bir diğeri de, Güvenlik Çalışmaları disiplini içinde farklı kuramların ele alış biçimleriyle güvenliğin çeşitli tanımlamalarına yer vermektir. Soğuk Savaş döneminde vatan savunması, askeri sorunlar, devletin uyguladığı güç olarak anlaşılan güvenliğin, bugün yaşadığımız Covid-19 gibi pandemileri, küresel ısınmayı, ekonomik krizleri ya da namus cinayetlerini nasıl kapsar hale geldiği dersin ana odaklarından birisini teşkil etmektedir. Dersin başka bir amacı da, Güvenlik Çalışmaları alanındaki güncel tartışmaları değerlendirmektir. Bu çerçevede, “güvenlik kim içindir?”, “hangi sektörlerde güvenlik analizi yapılabilir?”, “güvenlik nasıl çalışılır?”, “güvenlik analizinde iç tehdit-dış tehdit ayrımı yapılmalı mıdır?”, “güvenlik siyasetin bir aracı mıdır?” sorularına cevap aranacaktır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Dersler

Uluslararası İlişkilerde Çatışmadan Güvenliğe

Uluslararası İlişkilerde Çatışmadan Güvenliğe

Mustafa Aydın

Kadir Has Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Çatışma, savaş, barış, güvenlik ve güvensizlik kavramları Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Çalışmaları’nın üzerinde en çok düşünülen, fikir üretilen ve anlaşmazlığa düşülen konuları arasındadır. Sıklıkla dikotomiler halinde birbirlerine rakip olarak ele alınan bu kavramlar, kimi zaman güç ekseninde birleşirken, kimi durumlarda biyosferin ya da küresel ekonomik düzenin güvenliği gibi olgulara yakınlaşarak savaş ve çatışmanın güçle özdeşleşen formülünden uzaklaşırlar. Kimileri “barışın doğal sonucu güvenliktir” vurgusu yapar ve barış savaşın yokluğudur derken, kimileri de bu organik bağı reddederek, barışın savaştan bağımsız olarak düşünülmesi gerektiği iddia ederler. Kavramların iç içe geçmişliğine ve/veya yoğun karşıtlıklarına yakından bakınca, farklı kavramsallaştırmaların bilinçli olarak tercih edildikleri görülür. Örneğin, ölüm ve acı çekmeyle belirginleşen şiddet ve savaşa karşı insanların tutumları, tarih boyunca farklı kültürlerde savaşın neden olduğu acılardan duyulan dehşetle, sağladığı kahramanlık ve hatta ‘soylu ölüm’ fırsatları ve bunlardan kaynaklanan ihtişama duyulan hayranlık arasında gidip gelen bir çeşitlilik göstermiştir. Yine de çok az kelime insan ilişkilerinde ‘barış’ kadar sık kullanılmış ve suistimal edilmiştir. Benzer şekilde ‘güvenlik’ kavramı da kimi hallerde insanların korkusuzca yaşayabilmelerini içeren pozitif bir çağrışım, kimi zaman da otorite sahiplerinin güvenlik çağrısıyla olağanüstü önlemleri almayı meşrulaştırmaya çalıştığı halleri yansıtan negatif bir algıdır. Savaş, barış ve güven(siz)lik üçlemesine dair farklı zihinsel algılamalar, bu kavramların tarih boyunca insanlığın gözde uğraşları olmalarından, tarih boyunca bu konularda düşünenlerin artık klasikleşmiş eserlerinden ve 20. yüzyıl başından bu yana Uluslararası İlişkiler disiplini çatısı altında üretilen sayısız akademik çalışmadan kaynaklanır. Bu çerçevede bu giriş dersinde geniş, tarihsel ve disiplinlerarası bir bakış açısıyla güvenlik, güvensizlik, çatışma, savaş ve barış gibi kavramlar üzerinde durarak, bunlar üzerinden Uluslararası İlişkiler disiplininde güvenlik çalışmalarının genel çerçevesine bakacağız.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.