Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

4.Grup: Göç ve Güvenlik Okumaları

Göç ve Güvenlik Okumaları

Sanem Özer

Akdeniz Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Göç genel olarak insanların bir coğrafya üzerinde ya da idari alanlar arasında yerleşim yeri değiştirmesi olarak tanımlanmaktadır. Göç alan yazını incelendiğinde, göçe sebep olan unsurların, göç sürecinde katedilen mesafenin, yahut göçün akım yönleri veya biçimlerinin merkeze alındığı görülmektedir. İnsanların çeşitli itici ve çekici faktörlerin etkisi altında gerçekleştirdikleri sınırötesi hareketleri göç çalışmalarının bir akademik disiplin olarak gelişmesine yol açmıştır.Yabancının sınıflandırıldığı kategorilerin (göçmen, mülteci, düzensiz, yasadışı, terörist vb.) devletin egemenliğine yönelik tehdit algısını yansıtır şekilde çeşitlenmesi, uluslararası ilişkiler disiplinin ulusal güvenlik anlayışını göçü de içine alacak şekilde genişletmesine yol açmıştır. Güvenlik çalışmaları siyasi aktörler ve akademisyenler için -örneğin mülteciler ve terörizmle ilintili endişeleri içeren- yeni referans noktaları sağlamıştır. Bu nedenle de yabancı sürekli olarak güvensizlik söylemlerinin içerisine hapsolmaktadır. Ancak, bu göçün içerisinde geliştiği koşulların veya göçün neden olduğu gelişmelerin makul güvenlik endişelerine kaynaklık etmediği anlamına gelmemektedir. Sunum çerçevesinde uluslararası sistemde gerçekleşen siyasi ve ekonomik değişimlerin geniş ölçekli nüfus hareketlerine ve göç algısına nasıl etki ettiği aktarılacaktır. Uluslararası ilişkiler teorilerinin zorunlu göçü nasıl ele aldığına ve göçün güvenlikle ilişkisini nasıl kurduğuna değinilecektir. Güvenlikleştirme olgusunun göç alanına yansıması işlenecektir. İnsani güvenlik kavramı aracılığıyla göç ve uluslararası güvenlik arasındaki ilişkinin eleştirel bir değerlendirmesi aktarılacaktır. Son olarak küreselleşme ve göçle birlikte gelişen yeni güvenlik tehditleri ele alınacaktır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

3.Grup: Siber Güvenlik ve Değişen Teknoloji

Siber Güvenlik ve Değişen Teknoloji

Ahmet Salih Bıçakcı

Kadir Has Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Siber güvenlik İnternet’in yaygınlaşması ve gündelik veri iletişiminin hızlıca dijitalleşmesi neticesinde ortaya çıkmış bir kavramdır. 1991’de İnternet’in sivil kullanımına yaygın olarak açılması ve gelişen bilgisayar teknolojisi insanların fiziksel dünyadaki bağlantılarına dijital ve sanal bir katkı eklemiştir. Bugünlerde siber uzay adını verdiğimiz bu katkı 2000’li yıllarda gelişen telekomünikasyon teknolojisiyle birlikte etkili biçimde hayatımızın içine girmiştir. İletişim teknolojilerinin yaygınlığındaki bu artış dijital verilerin üretimini de teşvik etmiştir. Siber güvenlik kavramı en temel anlamıyla siber uzay alanı içindeki güvenlik sorunuyla ilgilenen bir tanımdır. Siber güvenlik kavramı en sade anlamıyla siber uzayın her türlü tehditten korunmasını esas alır. Bütüncül ve derleyici bir kavramdır. En küçük siber suçtan en büyük ve komplike saldırıya kadar bütün katmanları içine alan birleştirici bir unsurdur. Uluslararası ilişkiler perspektifinden bakıldığında devletin bireyi koruması gerektiği ilkesi burada da esastır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

2.Grup: Ekonomik Güvenlik Okumaları

Ekonomik Güvenlik Okumaları

İnan Rüma

İstanbul Bilgi Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Son yıllarda döviz fiyatlarındaki gelişmeleri dünyadaki birçok insan çeşitli güvenli’ kaygılarıyla izliyor. Döviz olarak sermayesi veya borcu olmayanların bile bu kaygıları taşıması, ekonomik güvenliğin ne kadar yaygın ve etkili bir tehdit kaynağı olduğunu gösteriyor. Bunun arka planında piyasa ekonomisi temelli neo-liberal küreselleşme ile ortaya çıkan çarpık yapılar ve süreçler olduğu söylenegelir. Neredeyse tüm devletlerin ve toplumların dışa bağımlı hale geldiği bu sorunlu küreselleşmiş dünya düzeninde döviz fiyatı temel ihtiyaçlar dâhil bütün ürünlerin fiyatını belirleyen asli unsura dönüşmüş durumda. Soğuk Savaş’ın bitişinden itibaren siyasî-askerî güvenlik ile ekonomik güvenlik konularının birbiriyle örtüşmeye başladığından sıklıkla bahsedilmektedir. Aslında, bu dönemde ‘yeni güvenlik tehditleri’ olarak sunulan konuların önemli bir bölümü ekonomik güvenlik konuları olarak görülebilir: organize suçlar ve para aklama, narkotik ticareti, insan kaçakçılığı, (askerî) teknoloji kaçakçılığı, enerji tedariki, çevre katliamı, göçmenler vb. Ekonomik güvenlik ile ilgili yaygın dört tanım söz konusudur. Birincisi, güvenliği askerî anlamda ele alarak, bir ülkenin kendini -askerî açıdan- savunabilmesi için gerekli ticaret ve yatırım ilişkileri kurması, örneğin silah ve askerî teknoloji edinebilmesi üzerinden tanımlamaktadır. İkincisi, daha ziyade askerî-siyasî güvenlik bağlamında, ekonomik araçların savunma veya saldırı niyetiyle kullanılmasını içermekte ve boykot, ambargo, enerji arzının kısılması ile benzeri ekonomik yaptırımlar kastedilmektedir. Üçüncüsü, daha ziyade ekonomik güç ile ilgili olarak, jeo-ekonomi, ekonomik savaş gibi terimlerin de kullanıldığı ve rakip veya hasımların güvenliğine ekonomi yoluyla zarar verme anlatılmaktadır. Son olarak, ekonomik güvenlik geniş anlamıyla küresel ekonomik, sosyal ve ekolojik istikrarsızlık çerçevesinde ele alınır. Sonuçta, hem devletler hem de bireyler için küresel ekonomik, sosyal ve ekolojik istikrarı odağına alan güvenlik anlayışı insanlığın hayatını idame ettirebilmesi için elzem görünüyor. ILO ve Milletler Cemiyeti’nin kuruluşunda açıkça ve resmen belirtildiği gibi; toplumsal barış sağlanamazsa dünya barışının da sağlanamayacağı görüşü unutulmamalıdır. Bu tür bir istikrar ancak sivil toplum tarafından çeşitli mekanizmalarla denetlenen hukuk devletleri tarafından ve adil bölüşüm ile doğayı korumaya özen göstererek sağlanabilir. 

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.

Categories
Tematik Güvenlik Okumaları

1.Grup: Çevresel Güvenlik Okumaları

Çevresel Güvenlik Okumaları

Senem Atvur

Akdeniz Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Sanayi Devrimi ile birlikte insanın doğa üzerinde yarattığı baskının artması, çevre sorunlarının büyümesinde doğrudan rol oynamıştır. Çevrenin kendini yenileme kapasitesinden daha hızlı bozulması, ekolojik döngüler ve ekosistemlerin zarar görmesine neden olmuştur. Kirlilik, atmosferin yapısının bozulması, biyolojik çeşitliliğin azalması, iklim sistemlerinin değişmesi gibi çevresel sorunların yarattığı etkiler, devletlerin egemenlik alanlarından bağımsız, sınır ötesi etkiler yaratmıştır. Bu durum çevre konusunun uluslararası gündem içinde değerlendirilmesinde doğrudan rol oynarken, çevre sorunlarının -ulusal güvenlik başta olmak üzere- güvenliğe etkisi çevresel güvenlik kavramının ve literatürünün gelişmesinde etkili olmuştur. Çevre ve güvenlik ilişkisi öncelikle devlet güvenliğine ya da ulusal güvenliğe yönelik tehditler arasında değerlendirilmeye başlarken, 1990’lı yıllardan itibaren çevresel güvenlik çalışmaları içinde çevrenin güvenlikleştirilmesine yönelik eleştiriler ön plana çıkmaya başlamıştır. Bu bağlamda çevre sorunlarının insani, toplumsal ve ekonomik etkilerini merkeze alan eleştirel çevresel güvenlik perspektifi gelişmiştir. Çevresel güvenliğin ekosistemleri ve gezegeni merkeze alan, sorunların temelinde yatan nedenleri ortadan kaldırmak için normatif yöne ağırlık veren yaklaşımı ise ekolojik güvenlik olmuştur. Çevresel güvenlik perspektifi ile yapılan çalışmalar epistemolojik ve metodolojik yönden çeşitlilik içeren geniş bir literatür oluşturmaktadır. Farklı çevresel güvenlik yaklaşımlarının değişen odak noktaları bağlamında “neyin/kimin güvenliği?”, “güvenliği neyin/kimin sağlayacağı?”, “güvenliğin nasıl sağlanacağı?” sorularına yanıtları da farklılaşmaktadır. Çevresel bozulmanın doğal kaynaklar üzerinde yarattığı baskının sonuçlarından bir olan kıtlık sorunu ve kıtlığın çatışma ile nasıl ilişkilendirilmesi devlet merkezli çevresel güvenlik yaklaşımının temel argümanlarından biridir. Bunun yanında çevresel bozulmayla birlikte ortaya çıkan su ve gıda başta olmak üzere yaşamsal kaynaklara erişimin kesilmesi sorunları ise çevresel güvenliğin bir başka boyutunu oluşturmaktadır. Özellikle insan yaşamı ve refahı için riskler içeren temiz su ve gıdaya erişim sorunları, çevrenin sosyal, ekonomik ve siyasal yapıyla ilişkisine odaklanmayı gerektirmektedir. Öte yandan ozon tabakasının delinmesi, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi küresel çevre sorunları yeryüzündeki yaşamı tehdit edebilecek karmaşıklıkta etkiler yaratmaya başlamıştır. Küresel çevre sorunlarının oluşturduğu ortak güvenlik tehditleri çevresel güvenliğin de ekolojik temelli ve kolektif bir bakış açısıyla ele alınması ihtiyacını artırmaktadır. Son dönemde çevresel güvenlik yaklaşımı içinde iklim değişikliği sorununu ve etkilerini merkeze alan çalışmalar ön plana çıkmaya başlamıştır. İklim değişikliği insanın da parçası olduğu doğayı ve gezegenin tamamı üzerindeki yaşamı tehdit eden boyutlara ilerlemektedir. Küçük ada devletlerinin yok olması riski, iç ve dış göçün hızlanması, ekonomik ve sosyal kayıpların artması, politik istikrarsızlığın derinleşmesi ve çatışma olasılığı bağlamında iklim değişikliği sorunuyla mücadelede küresel/ulusal azaltım ve adaptasyon politikalarına ağırlık verilmektedir; buna karşın bu adımların etkililiği tartışmalıdır. İklim değişikliğinin yarattığı tehditleri güvenliği yeniden tanımlayacak, bütüncül bir bakış açısıyla ele almak önem taşımaktadır.

{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-a3821c964ca916b1afc9eb0d361ab7dd.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-0db67a65c2e42b9849b78d7e508bfb40.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-285fc37cbd8b1217f3b7840ef879a349.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-270927c68c2566188e4d7ba3005fa8c5.jpg' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-c721f2405d59a43bf50810b962501f65.png' }}
{{ brizy_dc_image_alt uid='wp-cf5dcf3aee3c6176198d2fd16555f468.jpg' }}

Güvenlik Akademisi, NATO Kamu Diplomasisi Birimi ve T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenmektedir.