Füze Tehdidi ve Savunması

Sıtkı Egeli

İzmir Ekonomi Üniversitesi


Ders Tanıtımı

Füzeler ile füzelerin ortaya koyduğu tehdit, icat edildikleri İkinci Dünya Savaşı’nın son evrelerinden günümüze kadar hem bölgesel seviyedeki güç mücadelesinin, hem de başat güçler arasındaki küresel rekabetin ve dengelerin önemli unsurlarından birisi olagelmiştir. Bu alanda son yıllarda yaşanmakta olan teknolojik gelişmelere ve gerek bölgesel gerek küresel güçlerin füzelere atfettikleri önem ve önceliğe bakıldığında, füzelerin ve bu kapsamda füze tehdidinin bertaraf etmeye yönelik savunma önlemlerinin, önümüzdeki on yıllarda da uluslararası güvenliğin ve uluslararası ilişkilerin önemli gündem maddelerinden birisini teşkil etmeyi sürdüreceği söylenebilir. Satıhtaki hedeflere taarruz etmek üzere geliştirilen ve Dünya’nın önde gelen tüm askeri güçlerinin envanterlerinde kendine yer bulan füzeler, uçuş özellikleri itibarıyla iki ana kategori altında incelenmektedir. Bunlardan ilki, hedeflerine alçaktan uçarak ve sık sık yön değiştirerek yaklaşan, dolayısıyla geleneksel hava savunma önlemleriyle durdurulmaları son derece zor seyir füzeleridir. Hedeflerine uzak mesafelerden yüksek hassasiyetle isabet kaydedebilmeleri seyir füzelerinin cazibesini artırmaktadır. Son yıllarda giderek artan sayıda devletçe tercih edildiklerine ve çatışmaların vazgeçilmez unsuruna dönüştüklerine, hatta devlet dışı aktörlerce bile ele geçirilip kullanıldıklarına tanık olunmaktadır. İkinci grupta ise, izledikleri parabole benzeyen uçuş yoluna istinaden bu adla anılan balistik füzeler yer almaktadır. Ateşlenmelerini takiben dik açıya yakın bir açıyla ve büyük süratle atmosferin üst tabakalarına, oradan da uzaya çıkarlar. Devamındaysa, Dünya’nın çekim gücünün de etkisiyle hedeflerine doğru dalışa geçtiklerinde ses hızının beş, on hatta yirmi mislini bulan çok yüksek süratlere ulaşırlar. Dolayısıyla, hem bugüne kadar üretilmiş en süratli silah sistemleri olmaları, hem de uçuşlarının önemli bir kısmını geleneksel hava savunma sistemlerinin kaplama alanı dışında kalan uzayda gerçekleştirmeleri sayesinde, durdurulmaları son derece zordur; saldırı ve savunma arasındaki dengeyi saldırı lehine bozmaktadırlar. Kendi başına yeni ve bağımsız bir füze kategorisi teşkil etmekten ziyade, seyir füzelerinin ve balistik füzelerin daha gelişmiş türevi, hatta “yeni sürümü” olarak nitelendirilebilecek hipersonik silahlar da son yıllarda uluslararası güvenlik gündeminde ve özellikle başat güçler arasındaki stratejik güç mücadelesinde kendilerine giderek artan yer bulmaktadır. Hipersonik silahların ayırt edici özelliği, isimlerini borçlu oldukları yüksek süratlere balistik füzeler gibi uzay boşluğunda değil, atmosfer içerisinde veya atmosfer-uzay sınırında, üstelik ani ve öngörülmez manevralar yaparak ulaşabiliyor olmalarıdır. Bu itibarla hipersonik silahlar, balistik füzelerin yüksek sürat avantajı ile seyir füzelerinin manevra yapabilme ve alçak irtifalarda kalarak hava-füze savunma önlemlerini atlatabilme avantajını bir araya getirmektedir. Durdurulabilmelerine yönelik savunma önlemlerinin yerkürenin sathından uzaya taşınması ihtiyacını doğurduklarından, başat güçler arasındaki askeri güç mücadelesinin ve silahlanma yarışının uzaya taşınması riskini daha da artırmaktadırlar.